Son yıllarda Türkiye’de kira artışları yalnızca kiracıların değil, tüm toplumun en önemli gündem maddelerinden biri hâline geldi. Artan yaşam maliyetleri içinde barınma, artık sıradan bir ekonomik sorun olmaktan çıkıp yapısal bir krize dönüşmüş durumda. OECD verileri ise bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor.

OECD Verilerine Göre Türkiye Zirvede

OECD ülkeleri arasında kira enflasyonu incelendiğinde, Türkiye 2017 yılından bu yana açık ara birinci sırada yer alıyor.
2015 yılı “100” kabul edildiğinde Türkiye’de kira endeksindeki artış şu şekilde gerçekleşti:
•⁠  ⁠2017: 118
•⁠  ⁠2021: 173
•⁠  ⁠2023: 405
•⁠  ⁠2025: 1558

Bu veriler, Türkiye’de kiraların son 8 yılda 13 kattan fazla arttığını gösteriyor.
OECD Ülkeleriyle Kıyaslandığında Tablo Daha Çarpıcı
Aynı dönemde OECD ülkelerinin büyük çoğunluğunda kira artışları ortalama 1,5 – 2 kat seviyesinde kaldı. Türkiye ise bu ortalamanın çok üzerinde, istisnai ve alarm verici bir seyir izledi.
Bu durum, kira artışlarının yalnızca genel enflasyonla açıklanamayacağını; sorunun çok daha derin ve çok boyutlu olduğunu gösteriyor.

Bu Artık Sadece Enflasyon Değil, Bir Barınma Krizi

Ortaya çıkan tablo bize şunu söylüyor:
Türkiye’de yaşanan sorun artık sadece fiyat artışı değil, barınma krizidir.
•⁠  ⁠Gelir artışları kira artışlarının çok gerisinde kaldı
•⁠  ⁠Konut arzı ihtiyacı karşılamıyor
•⁠  ⁠Sosyal konut politikaları yetersiz

Sonuç olarak barınma, giderek daha geniş bir kesim için erişilemez hâle geliyor.

Kalıcı Çözüm İçin Ne Gerekli?

Bu tablonun sürdürülebilir olmadığı açık. Kalıcı çözüm için:
•⁠  ⁠Konut arzının artırılması,
•⁠  ⁠Gelir politikalarının gerçek enflasyona göre düzenlenmesi,
•⁠  ⁠Sosyal konut projelerinin yaygınlaştırılması,
•⁠  ⁠Kiracı ve ev sahibi dengesini koruyan uzun vadeli politikalar

zorunlu hâle gelmiştir.