Türkiye, OECD ülkeleri arasında açık ara en yüksek enflasyona sahip ülke konumunu sürdürmektedir.
OECD üyesi olmakla birlikte, yüksek ve kalıcı enflasyon nedeniyle Türkiye, üye ülkelerden yapısal olarak ayrışmaktadır. OECD genel eğilimleri Türkiye açısından değerlendirdiğimizde tablo nettir:
Gıda Enflasyonu
OECD ülkelerinde gıda enflasyonu belirgin biçimde yavaşlarken,Türkiye’de gıda fiyatları hâlâ enflasyonun ana sürükleyicisi konumundadır.Tarımsal girdi maliyetleri, döviz kuru etkisi ve yüksek dağıtım maliyetleri Türkiye’yi olumsuz ayrıştırmaktadır.Bu durum hanehalkı refahı üzerinde ciddi baskı yaratmakta, gelir dağılımını bozucu etkiyi derinleştirmektedir.
Enerji Fiyatları
OECD genelinde enerji fiyatları yeniden yükselişe geçmiştir.Türkiye’de ise bu artış;
Döviz kuru oynaklığı,
Vergi yapısı,
Akaryakıt ve elektrik fiyatlarındaki yüksek geçişkenliknedeniyle çok daha sert hissedilmektedir. Kur geçişkenliği ve enerji fiyat ayarlamaları, dezenflasyon sürecini zorlaştıran temel faktörler arasındadır.
Çekirdek Enflasyon
OECD ülkelerinde çekirdek enflasyon yatay seyrederken,Türkiye’de çekirdek enflasyon yüksek ve yapışkan bir görünüm sergilemektedir.Bu durum, özellikle ücretli kesimler açısından kalıcı bir risk oluşturmaktadır.
Kira Enflasyonu
Türkiye, kira enflasyonunda 2017 yılından bu yana OECD ülkeleri arasında birinci sıradadır.
Ücretli Kesim Açısından Sonuçlar
OECD ülkelerinde satın alma gücü kademeli olarak toparlanırken,Türkiye’de ücret artışları enflasyonun gerisinde kalmaktadır.Sabit gelirli kesimler reel gelir kaybı yaşamaya devam etmektedir.
Eğitime Dayalı Gelir Hiyerarşisi Çöküyor
Emek değersizleşmekte,
Nitelik karşılıksız kalmaktadır.
Kamu çalışanlarının alım gücünün korunması ve yaşanan kayıpların telafi edilmesi amacıyla, mevcut toplu sözleşmeye ek protokol yapılmalı ve refah payı zammı derhal hayata geçirilmelidir.Bu talep bir ayrıcalık değil; yüksek ve yapışkan enflasyon karşısında kamu çalışanlarının temel yaşam standartlarını korumaya yönelik zorunlu bir düzenlemedir.Ayrıca, eğitime dayalı maaş hiyerarşisi yeniden düzenlenmelidir.
OECD Paris – 12 January 2026, TÜİK